Açıklama
Bir insanı “her şey” yapan şey, çoğu zaman onun varlığı değil; yokluğudur. Nabzım, tam da bu yokluğun nabzını tutuyor: kırgınlıkla sevmenin, sustukça büyüyen özlemin, gece yarısı ansızın gelen hatıranın, insanın içinden sökülüp gelmeyen ama bir türlü de susmayan o derin sızının…
Ben şiiri bir sığınak gibi değil; bir hesaplaşma gibi kuruyorum. Kaçtığım değil, yüzleştiğim bir yer olsun istiyorum kelimeler. Kimi dizede yumuşak bir niyazım var, kimi dizede keskin bir hükmüm. Kalp, her zaman nazik konuşmaz; en doğruyu, en sert yerinden söyler.
Sevmenin yalnızca güzelliğini değil; sevmenin bedelini de anlatıyor. Beklemenin, vazgeçememenin, içten içe kanarken ayakta durmanın hikâyesi bu. Sevmek çoğalmaktır, bazen eksilmek; bazen de sessizce taşımaktır insanın kendini.
Kalpler, en çok terk edilince konuşur.
Bu ses, işte o kalplerin sesidir.Bu kitap herkes için yazılmadı. Nabzım, kalabalıklara seslenme derdinde değil; kendi sessizliğinde yolunu kaybedenlere, acıyı içinde büyütmüş ama adını koyamamış olanlara uzanıyor. Her metin okunmak için değil, ihtiyaç duyulduğu anda bulunmak içindir.
Burada teselli yok; yüzleşme var. Unutturma vaadi yok; hatırlatarak iyileştirme var. Nabzım, yarayı kapatmaz, ama yaraya dokunur. Kimi okur için ağır gelir, kimi okur için fazla sessiz kalır. Ama doğru zamanda, doğru eldeyken; insanın kendine bile söyleyemediğini fısıldayan bir yere dönüşür.
Şifa rahatlatmak değil, kanayan yeri tanımaktır.
Nabzım, tam da oradan atar.
AHMET TAŞ


Değerlendirmeler
Henüz değerlendirme yapılmadı.